|
Yeni Nesil Gençler
Henüz anne karnında başlamıştır, muziplikleri.
-
Benim
oğlum futbolcu olacak, bak nasıl tekmeliyor.
-
Yok
babası, bak uslu duruyor, kız olacak.
-
İsmi
şu olsun, yok hayır bu olsun, kavgaları arasında dokuz ay geçer.
Dünyayı
ayağa
kaldıracakmış gibi, dünyaya geldiklerini belirtirler, ses
tonlarıyla.
En iyi bezler, en
iyi mamalar, rahat uyusun diye sessiz konuşmalar, derken emekler ve
konuşmaya başlar.
-
Hadi
oğlum amcaya bir küfür et.
Öğrendiği bütün küfürleri sıralar ki daha çok aferin alsın.
Ailede derin bir
telaş başlar, okullar açılacaktır. Bulunduğu ilin en iyi okulu,
okulun en iyi öğretmeni bulunmaya çalışılır. Aileler sınırlı maddi
imkanları ile en iyi dershaneleri, en iyi özel hocaları bulma
çabası içerisinde, çocuklar ne derse yerine getirilmeye
çalışılırken, eşler arasında tartışmalar falan derken Üniversite
sınav günü yaklaştıkça adeta ringe çıkacak boksör edasıyla
hazırlanmaya başlarlar çocukları. sınav öncesi stresini atmak için
öğrencilerin, sinemalar, tiyatrolar, piknikler, vb. canı sıkılmasın
diye bir dediği iki edilmez. hatta tutamayacağı sözleri hiç
çekinmeden verirler ki morali bozulmasın. Bu telaş içinde büyük gün
gelir çatar.
Çocuklar hayatının
sınavını verirken, aileler dışarıda saatleri geçirmekte zorlanır,
bir yandan da acaba şöyle yapsaydık daha mı iyi olurdu diye hala
bocalama içerisindedirler. Acaba bu ildeki bir Üniversiteyi mi
tutturacak, istediği bölümde çok iyi değil zaten, okumuş insanlar
hep boşta geziyor, ya başka ilde bir yer tutturursa nasıl yapacağız,
ev mi tutsak? yalnız olmaz, ev arkadaşları nasıl birileri acaba? Yok
yok en iyisi yurt bence, hiç değilse sıcak bir yemek yer. Benim
çocuğum uykuya hiç dayanamaz ev tutsak sobayı nasıl yakacaklar ya
gece zehirlenirse! Offff.
Anne baba açısından
maddi ve manevi açıdan durum işin içinden çıkmaz hale gelirken,
Gelelim
ailelerin en iyi bir şekilde yetiştirmeye çalıştıkları ÇOCUKLARa
1980li yıllarda
gençler geleceklerinin okumakta ve ticarette olduğuna inanırlardı.
yeni nesil gençler daha çok miras ve şans oyunlarına bel
bağlamış durumdalar.
Gençlerimiz geleneksel değerler sistemini reddedip Türkiyede
henüz oturmamış batının renkli gördüğü değerlere yöneldi. En büyük
sorunu eğitim ve işsizlik olan gençlik, televizyonlarda gördükleri
renkli dünyanın etkisinde kalarak, hayatlarını günlük yaşamaya
çalışırken, her şeyi deneme isteği duymaya başlamıştırlar.
Ailelerinden uzak kafasına göre takılmak için,
şehir dışında kesinlikle iş alanı olmayan iki yıllıkta olsa bir
üniversite tutturursa dünyalar onların olmuştur.
Bir gün metro da işe gidiyorum üç genç sohbet
ediyorlar.
-Benim puanım Gaziyi tutuyor ama ben Akdeniz Üniversitesini
yazıp gideceğim ki babam kıymetimi anlasın.
-Yapma oğlum annen çok üzülür, evin bir çocuğusun. Hem
akşamları erken gel diyorlar, bunun için yapılır mı bu?
- Senin için hava hoş, seninkiler karışmıyor nasıl olsa.
Telefonlarına bile bakmayacağım.
Bu konuşmalar sürüp giderken ATATÜRK ün şu sözü geliyor
insanın aklına.
Milletin bağrında
temiz kuşak yetişiyor, bu eseri gençlere bırakacağım ve gözüm arkada
kalmayacak diyen MUSTAFA KEMAL ATATÜRK Cumhuriyeti gençlere emanet
etmiştir.
ATATÜRK de batıya açılım istiyordu gençlerimizde
batı hayranı ama bakış açıları çok farklıdır.
Gençlerimize ne oldu neden nesiller arası farklılıklar bu
kadar farklılaştı. Zaman zaman düşünmeden yapamıyor insan. Acaba
aileler bu olayın neresindeler diye.
Hep en iyisini yapmaya çalışan aileler, farkında
olmadan bu değişimin baş aktörü olmuştur. Kaç tanemiz günlük evimize
gazete alıyoruz? onlara bilgisayarların en iyisini alarak, sanal
alemin içine atıp, toz pembe hayaller kurmalarına sebep olmadık mı?
Onlara bir Nazım HİKMET okumak
yerine, onlarla oturup Namık KEMAL in eserlerini konuşmak yerine,
onlara 1914de başlayan ve TÜRKİYE nin bir çok savaşlardan ATATÜRK
ve silah arkadaşları sayesinde nasıl başarılı bir şekilde
çıktıklarını ve CUMHURİYET imizi nasıl kurduklarını okumak yerine,
Deniz GEZMİŞ ve binlerce DEVRİMCİLER
Amerikan emperyalizmine karşı, verdikleri mücadelelerden dolayı,
idam sehpalarına göğsünü gererek giderlerken, tam bağımsız TÜRKİYE
diye attığı sloganlarla canlarını hiçe saydıklarını, konuşmak
yerine, CUMHURİYET e sahip çıktıkları için, Ergenekon denen ne
olduğu belli olmayan bir nedenden dolayı, aylarca sorgulanmadan ceza
evlerinde tutulduklarını konuşmak yerine, kendimizde birlikte,
yıllarca karşı durmalara rağmen, Ülkemizi bölmeye çalışan, Amerika
ve yerli işbirlikçileriyle bize dayatılan televizyonlarda, mafya
dizileri ve aşk dizileri izleyerek o tazecik beyinleri zehirlemedik
mi?
Bugün 5 Kasım 2009 beş gün sonra ATATÜRK ün
ebediyete göçünün yıl dönümü. Meclisin ve Hükümetin tam kadro, ATA
nın huzuruna çıkıp, bu güzel ülkemizi bize kazandırdığı için, minnet
duygularını belirtmek yerine, Hükümet Meclisi toplayıp, bu Ülkeyi
bölmeye çalışan odakların dağdan iniş yasasını görüşmeye açıyor.
TÜRK halkı Zekidir, Çalışkandır, Başarılıdır Diyen ATATÜRK
evlatlarına ne oldu da herkes para için idealist olmaktan
vazgeçti. Çok geç olmadan, üzerine ölü toprağı atılmış bu uykudan
uyanıp, gençlerimizi toplumumuza faydalı birer aydın insan olarak
yetiştirmemiz gerekmiyor mu?
KISSADAN HİSSE !!!
|