Tarihte gizli
kalmış bir gerçek: Atatürk`ün Strazburg ziyareti

Fransa`da tarihte bilinmeyen bir sayfa
aralanıyor. Eğitimci yazar Ali Ekber Başaran`ın
araştırmaları sayesinde, Türkiye Cumhuriyeti
tarihinde gizli kalan Mustafa Kemal Atatürk`ün
Strazburg ziyareti su yüzüne çıkıyor.
Tülay Sucu
STRAZBURG- Fransa`da tarihte bilinmeyen bir
sayfa aralanıyor. Eğitimci yazar Ali Ekber
Başaran`ın araştırmaları sayesinde, Türkiye
Cumhuriyeti tarihinde gizli kalan Mustafa Kemal
Atatürk`ün Strazburg ziyareti su yüzüne çıkıyor.
- Ali bey, tarihte gizli kalan ve Türk
kamuoyunca bilinmeyen Atatürk`ün Strazburg
ziyaretini açığa çıkardınız. Atatürk`ün
Strazburg ziyaretini anlatır mısınız?
- Ali Başaran: Evet, ne gariptir ki Türkiye
tarihinde gizli kalmış bir bilgiye ulaştım.
Aralık 1917`de Osmanlı İmparatorluğu heyetinin
Almanya ziyaretine katılan Mustafa Kemal Atatürk
yine aynı tarihte Strazburg`a geldi. Alman
İmparator ve Prust Kralı II. Guillaume`un
(Wilhelm) davetlisi olarak Aralık 1917`de
Almanya`ya gelen Osmanlı prensi ve yakın
geleceğin padişahı Vahdettin`in heyetinde askerî
yetkili olarak Mustafa Kemal gönderilmişti. I.
Dünya Savaşı`nın en ölümcül anlarına denk gelen
bu ziyaret esnasında Alsace - Moselle bölgesinde
ve cephede askerî incelemelerde bulunan Atatürk
Strazburg`da ağırlandı ve Strazburg`a 55
kilometre uzaklıkta olan Selestat yakınlarındaki
Haut - Koenigsbourg şatosunda konakladı.
- Atatürk`ün Almanya ziyaretini açar mısınız?
Almanya ziyareti Fransa`nın Strazburg kentine
nasıl uzanmıştır?
- AB: Osmanlı`nın Suriye topraklarını işgal eden
İngilizlerle savaşmak üzere oluşturulan Yıldırım
Hareket ordusunun başına Alman general von
Dommes getirilmiştir. İki askerî birlikten
oluşan bu ordudan birinin başında ise Mustafa
Kemal görevlendirilir. Mustafa Kemal, 9 Eylül
1917`de cepheye gelen von Falkenhayn`in
projelerini beğenmez ve onun yetersiz bir
komutan olduğunu anlayarak İstanbul`u
bilgilendirir. Onun emrine verilen orduda,
askerî bütünlüğün sağlanmasında ciddî tehlike
olduğunu 20 Eylül`de uzunca bir raporla Enver
ile Talat paşalara anlatır. Ancak, onların Alman
generalden yana tavır almaları üzerine bu
görevinden istifa eden Mustafa Kemal`in,
istifasının geniş yankı yapacağından korkularak
gizli tutulur ve bir aylık izinle İstanbul`a
geldiği açıklanır. Mustafa Kemal`in İstanbul`da
olmasından rahatsızlık duyan Enver Paşa ona bir
görev bulur. Alman İmparatoru II. Guillaume`un
resmî davetine gidecek olan Osmanlı heyetinde
Atatürk`e de yer verir. Bu heyet, küçük kardeşi
ve yakında padişah olacak Prens Vahdettin`in de
(VI. Mehmet) bulunduğu saray temsilcilerinden
oluşuyordu. 13 Aralık 1917`de Prens Vahdettin,
birlikte yolculuk yapacağı Mustafa Kemal`le
tanışmak üzere onu saraya çağırır. Bu
karşılaşmada 50 yaşlarındaki Vahdettin`i çökmüş
ve yarı uyur vaziyette gören Atatürk, Osmanlı`yı
böyle birinin yönetmesinden duyduğu rahatsızlığı
dile getirir. İki gün sonra (15 Aralık 1917),
Vahdettin ve saray takımı Almanya`ya gitmek
üzere İstanbul Sirkeci garında Mustafa Kemal ile
buluşurlar. Buluşmada Vahdettin`i kaba ve yarı
uyuşuk bulan Atatürk, tren yolculuğu sırasında
görüştüğü prensi öncekilerin tersine dinamik ve
oldukça dikkatli biri olarak görür. Dört günlük
yolculuk sürecinde Vahdettin`e Osmanlı`nın nasıl
kurtarılabileceği konusunda düşüncelerini
aktarır ve prensin bunları oldukça dikkatle
dinlediğini, hatta hemfikir olduğunu fark eder.
Bundan dolayı İstanbul`a dönüşte birlikte
çalışabileceğini düşünerek umutlanır.
19 Aralık`ta tren Alman İmparatorluğu`nun
genelkurmay karargahı olarak kullandığı Mainz
yakınlarındaki küçük bir kasaba olan Bad
Kreuznach garına ulaşır. İmparator II.
Guillaume, Mareşal Paul von Hindenburg ve
General Erich von Ludendorff`la davetlilerini
büyük bir sevinçle karşılar. Vahdettin`in
heyetinde Çanakkale`de İngiliz - Fransız
güçlerine karşı zafer kazanan Mustafa Kemal`i
tanır. Alman İmparator ve Prust Kralı II.
Guillaume, daha sonra, 19 Şubat 1918`de
Berlin`de General Mustafa Kemal`e birinci
derecede Prust Cordon madalyasını da takacaktır.
Bugün Fransa`ya ait olan, Alsace ve Moselle`in
Almanya İmparatorluğu`nun bir parçası olduğu o
dönem, Osmanlı heyeti içindeki Mustafa Kemal ev
sahipleriyle birlikte Bad Kreuznach`tan trenle
Strazburg ve Selestat`a gelir. Günümüzde bölge
halkı ve turistler tarafından sık sık ziyaret
edilen yanı başımızdaki Haut - Koenigsbourg
Şatosu`nda konaklar.
- Peki tarihte gizli kalmış ve unutulmaya yüz
tutmuş bu bilgilere nasıl ulaştınız? Atatürk`ün
yanı başımızda bulunan Haut - Koenigsbourg
Şatosu`nda konakladığı bugüne dek bilinmiyordu
zira.
- AB: Evet, bugüne kadar kamuoyunca bilinmeyen
bir nokta Atatürk`ün Alsace`daki bir şatoda
ağırlandığıdır. Günümüzde 45 bin kadar Türk
kökenli göçmenin yaşadığı bu bölgede böylesi bir
bilginin ortaya çıkması yurttaşlarımız arasında
da şüphesiz büyük heyecan yaratacaktır.
Ben aslında bu bilgilere tamamen tesadüf eseri
ulaştım. Türkiye`den gelen misafirlerimle Haut -
Koenigsbourg Şatosu`nu gezerken karşılaştığım
rehberin sempatik ve rahat olması, iyi bir
sohbet ortamı yarattı. Bu sohbet bizleri I.
Dünya Savaşı ve Alman - Osmanlı kader birliğine
kadar götürdü. Zira, içinde bulunduğumuz şato o
dönem yeniden yapılmış ve İmparator II
Guillaume`un uğrak yeriydi. İşte ilk kez o an
Türkiye Cumhuriyeti`nin kurucusu Mustafa Kemal
Atatürk burada ağırlandı cümlesini duydum.
Sohbet ilerledikçe şaşkınlığım azalıyor, ancak
heyecanım artıyordu. Zira, General Mustafa
Kemal`in el yazısıyla yazdığı ve imzaladığı onur
defterini görecektim. Ziyaret sürecinde II.
Guillaume`un misafirleri onuruna yemek verdiği
merkezi büyük salona geldik. Atatürk burada
verilen yemeğe katılmıştı. Güney cephesine bakan
salonun sol tarafında büyük bir şömine, sağ
tarafında ise müzisyenlerin yer aldığı yüksek
bir balkon bölümü vardı. İşte buradaki yemek
esnasında, Osmanlı büyükelçisi şöminenin önüne
yaklaştığında, paltosunun ucu ateş alır. Bundan
rahatsızlık duyan II. Guillaume, şöminenin önüne
korumalık yapılmasını emreder. Korumalığı yapan
demirci ustası, oğlunu savaşta kaybeden bir
babadır. Savaş sırasında ölen asker ailelerine
II Guillaume`ın gönderdiği mektupta belirttiği
ve sık sık söylediği cümle olan Ben istemedim`i
de bu korkuluğun alt kısmına yazar.
- Elinizde Atatürk`ün bu ziyaretini ispatlayan
belgeler var mı? Örneğin ziyaretçi defterinin
resimleri gibi.
- AB: Tabiî resimlerini çektim (resimleri
göstererek). Atatürk`ün buralara geldiğini ne
bir kitap yazıyor, ne de Türkiye kamuoyu biliyor.
Dolayısıyla da, oldukça heyecanlıyım. Üstelik 28
senedir bu bölgede yaşayan bir araştırmacı -
öğretmen olarak ben de bilmiyordum. Rehberimize
rica ederek ziyaretçilere gösterilmeyen onur
defterini ve imzayı görmek istedim. Ziyaret
bitiminde idareden aldığı izinle bizi grupça
yasak yazılı yerlerden geçirerek ziyarete kapalı
bir alandan, Alman İmparator II. Guillaume`un
özel odasına götürdü. Salonun güney, güneş alan
tarafındaki köşesinde, büyükçe bir oda. Odanın
sol tarafındaki kapıdan günümüzde kullandığımız
modern bir lavabo ve tuvalete giriş var. Salonun
girişinde, sol tarafta çalışma masası. Rehber,
masanın çekmecesini çekti, çıkardığı eldivenleri
eline taktıktan sonra çekmeceden onur defterini,
arkasından imparatorun yazı takımını (mürekkep
kutusu, dolma kalemi) çıkardı. Defterin renkli
desenli ilk sayfasını, arkasından II Guillaume,
eşi ve çocuklarınca imzalanan ilk yazılı
bölümünü gösterdikten sonra hemen Mustafa
Kemal`in imzaladığı 29`uncu sayfayı açtı. Arap
alfabesiyle yazılı kısa bir cümle ve yan
tarafında parantez içinde Fransızca Askerî
Komutan General Mustafa Kemal yazısını okuyunca
gerçekle baş başa olduğumu anladım. Tarihî bir
gerçekliği ilk defa ortaya çıkarmaya katkıda
bulunmanın heyecanı ve sevincini birlikte
yaşıyordum. Geriye masayı, defteri, özellikle de
Mustafa Kemal`in el yazısını fotoğraflamak
kalmıştı. Yalnız fotoğrafını değil, kamera ile
filmini de çekmek. Alsace`daki bu Haut -
Koenigsbourg Şatosu`nu Ortaçağ`daki aslına uygun
olarak yeniden görkemli biçimde yaptıran II.
Guillaume, buraya sık sık gider ve önemli
misafirlerini burada ağırlardı.
Mustafa Kemal`in de içinde bulunduğu Osmanlı
heyetini de bu şatoda ağırlar. Mustafa Kemal,
Almanca, Fransızca ve İngilizce`yi iyi bilmesine,
hatta bazı notlarını bu dillerde almasına rağmen,
onur defterini imparatorluğunun resmî dili olan
Osmanlıca (Arap alfabesiyle) yazar. Bu dile de
bilge düzeyinde hâkim olduğu yazdığı kısa, ancak
özlü cümleden anlaşılıyor. Onur defterinin
29`uncu sayfasının alt bölümündeki kısa notunda
şöyle diyor: Bu göz kamaştırıcı konum beni
sorguladı Buradaki konum kelimesinin verilen
resepsiyon, misafirperverlik, uygarlık
anlamlarında kullanılabileceğini belirtmek
gerekmektedir. Atatürk`ün yazısının sol tarafına
ok işaretiyle gösterilen bir parantez içinde ise,
Fransızca Askeri Komutan General Mustafa Kemal
yazısı dikkat çekmektedir. Bu bölgeyi
Fransızlar`ın ele geçirmesiyle şatodaki onur
defteri 1918`de Mareşal Petain tarafından
Paris`e gönderilir. Ancak, 72 sene sonra,
1990`da defter yeniden şatoda II. Guillaume`un
özel odasındaki çalışma masasının çekmecesinde
yerini alır. İlk sayfası İmparator II.
Guillaume, eşi ve çocuklarınca imzalanan onur
defterinde toplam 31 sayfalık bölümde, çok az
sayılabilecek imza bulunmaktadır. Atatürk`ün
imzası ise 29.sayfadadır. Bu ziyaret, 3 senedir
süren I. Dünya Savaşı sonucu Avrupa`daki
ülkelerin bitkin düştüğü, ciddî sosyal krizlerin
baş gösterdiği, Rusya`da Bolşevik Devrimi`nin
başarıya ulaşarak, barış antlaşması yaptığı bir
döneme denk gelmektedir. Sayfadaki tarih onur
defterinin 21 Aralık 1917`de imzalandığını
göstermektedir. Zaten Osmanlı kaynakları da
Mustafa Kemal`in Vahdettin`le Almanya`ya Aralık
1917`de gittiğini yazmaktadır.
- Ali bey, bütün bu bilgilere hummalı bir
çalışma sonucunda ulaştığınız belli. Peki tüm bu
çalışmalara sadece bir tesadüf mü yol açtı?
- AB: Aynen öyle! Atatürk`ün imzasını ve bunca
insanımızın yaşadığı bu bölgeye geliş tarihini
defterde görünce, yaptıklarıyla ilgili epeyce
araştırma yaptım. Sadece tesadüfen karşılaştığım
bir imza ve kısa bir yazıdan yola çıktım. Bu
konuda ne yazık ki Türkçe kaynaklarda hiçbir
bilgiye rastlamadım. Tarihimizle ilgili
bilinmeyen bir bilgiyi keşfetmenin heyecanıyla
günlerce uğraştım. Bundan da mutluluk duyduğumu
belirteyim.
Yayımlanan Gazete : Post, Türkiye
<--- |